KADIN VE ERKEK ARASINDA
Kadın ve erkek arasındaki manevi köklere bakacak olursanız bırakın iletişim kurmayı bir birimizi görebilmemizi bile şaşırtıcı bulacaksınız. Öyleyse ne yapabiliriz? Sadece şu – iletişim kurmak, fakat bu sefer bir değişiklik yapın ve doğru iletişim kurun.
Kadınlar Ne İster, filminde Nick Marshall (Mel Gibson), sıradışı bir kaza sonucu aniden eşsiz bir yetenek kazanan: kadınların düşüncelerini “duymak”, şovenist bir çapkındır. Sonuç olarak Nick, onlar henüz istemeden kadınların arzularını yerine getiren bir adam oluverir. Bu “yeteneğin” bir çapkının ellerinde kötüye kullanılma ihtimali çok yüksektir; ancak hangi erkek kadınların düşüncelerini (sonunda) onları anlayabilmek için bilmek istemez ki; ve hangi kadın, henüz ondan istemeden, erkeğinin arzularını yerine getirmesini istemez?
Peki nasıl olur da kadınlar ve erkekler bu kadar farklılar? Biyolojik olarak cinsiyetler arasındaki tek fark, tek bir kromozomdur. Böyle minik bir fark bu derece bir uçurumu açıklayabilir mi? Ve açıklayabilseydi bile, kadınlar ve erkekler arasındaki kişilik ve düşünce üsluplarındaki bu fark için böyle bir özellik var mı? Fiziksel fark türlerin devamı için yeterli olamaz mıydı? Eğer evlatlarımızı birlikte büyüteceksek neden bir birimizi anlayamıyoruz? Doğanın, bir birimizi ihtiyaçlarını anlamamızı sağlaması daha mantıklı olmaz mıydı?
Kabala tabii ki doğanın anlayışı sağladığını açıklıyor, ancak doğadan kopmamız – insan doğamız – bizi diğer cinsin ihtiyaçlarına kör etti. Bir birimizi anlamamız için öncelikle nereden geldiğimizi ve burada bulunma amacımızı anlamalıyız. Öyleyse köklere bir geri dönelim.
Akılda tutulacak ilk şey realitede tek bir güç olduğudur. Bu güç yaşamı yarattı ve devamlılığını sağlıyor. Dolayısıyla, Kabalistler (haklı) olarak bu güce “Yaratan” diyorlar. Bu güç kendi doğasında iyilikseverdir; aksi takdirde daha başlangıçta hiçbir şey yaratmazdı. Ve vermek arzusunu gerçekleştirmek için tek bir ortak ruh yarattı. Bu ruhun tek görevi Yaratan’ın vermek istediği bolluk, iyilik ve zevki almaktır. Kabala’ya göre, Yaratan, veren güç realitenin erkek parçasının manevi kökü ve ruhun bolluğu alma arzusu realitenin dişi parçasının manevi köküdür.
Ancak bu, hikâyenin sonu değil sadece başlangıcıdır. Tasarlanmış bolluğu o (tek) ruha vermek için, ruh Yaratan gibi olmalıdır. Bunu yaparak Yaratan’ın sahip olduğu her şeye sahip olacak – sonsuzluk.
Ruhun, Yaratan gibi olma durumunu gerçekleştirebilmesi için Yaratan’dan kopması lazım ki sonradan bu durumu kendi başına gerçekleştirebilsin. Eğer kendi gerçekleştiremezse, bu Yaratan’ın işi olacak ruhun değil ve bu şekilde ruh, kendi hiçbir şey gerçekleştirmemiş olacak.
Ruha almayı ve vermeyi öğretmek için Yaratan onu iki parçaya ayırır—dişi yarı ve erkek yarı. Sonradan, bu yarım parçalar daha da bölünerek milyarlarca parçaya ayrıldılar. Her bir parça bu dünyada bir kadın ya da erkeğin içine “aşılandı”. Dişi parçalar bu dünyadaki kadın ruhların kökleri ve erkek parçalar da erkek ruhların kökleridir.
Bunların hepsi tek bir sonuca varıyor: erkek ve kadın arasındaki fark Yaratan ve yaratılış, ruh arasındaki farktır. Bu esas olarak farklı kök, kadın ve erkek arasındaki fiziksel, duygusal, ve yaşamdaki dış görüntümüzün temel farkını belirler. Başka bir deyişle, kadınlar ve erkekler temel olarak farklı manevi sistemlere aitler, ve dolayısıyla, bu dünyanın seviyesinde denediğimiz sürece aramızdaki boşluğa asla köprü kuramayacağız. Birleşmek için köklerimizi birleştirmeliyiz—Yaratan ve yaratılış.
Ancak Kabala, sizi gemileri karaya oturmuş durumda bırakmıyor. Kafalarımızı duvara vurmaya devam etmektense, kadınlar ve erkekler arasında manevi sisteme benzeyen bir ilişki inşa edebiliriz. Bir başka deyişle, Yaratan ve yaratılış arasında varolan ilişkinin aynısını inşa edebiliriz. Bu durumda, bizleri şimdiye kadar ayıran bu mutlak farklar birliğimizin temeli haline gelir.
Bu nasıl olur? Maneviyatta, en önemli element, manevi süreci harekete geçiren güç arzudur. Önceden var olmayan bir arzu olmadan, Yaratan ruh için hazırlanmış bolluğu veremez. Ruhta hazla dolma ihtiyacı ortaya çıktığı anda, bu ihtiyaç gizli bir “manevi musluğu” açar ve cömertlik akmaya başlar. Problem, erkek parçanın, yani ruhun veren parçasının, bu cömertliği harekete geçirmek için onu uyandıracak bir şeye ihtiyacı vardır. Bu olmadan erkek parça hareketsizdir, tıpkı Yaratan gibi, vermek isteyen ancak alıcı parçanın istemesini bekleyen.
İşte burası ruhun dişil parçasının aktif olduğu yerdir. Dişil parçanın rolü, erkek parçanın Yaratan’a doğru ilerlemeyi istemesini ve Yaratan’ın vermek istediği hazla dolmasını sağlamaktır. Sadece ruhun bu iki parçası ortak amaca yönelik birlikte çalışırlarsa, bir birlerini tamamladıkları ve hazla doldukları eksiksiz bir manevi yapıda bağ kurarlar.
Kadınlar ve erkekler manevi amaca doğru birlikte çalışırlarsa bağlarını tamamen farklı bir seviyede oluştururlar—manevi seviyede. Bunu yaparak, dünyevi anlaşmazlık ve farklılıklarının üstüne çıkarlar, çünkü yaşamlarını memnunlukla dolduran daha yüksek bir amaçları vardır. Bir erkek ve kadın daha yüksek bir gayeyi edinmek amacıyla bağlandığında aralarında realitede var olmayan manevi bir kab yaratırlar. Bu kab ne erkek ne de dişildir, sadece içinde yüce bolluğu kabul ettikleri yeni bir kabdır—ebedi ve tamamlanmış.
Böyle bir yaşam yalnız edinilemez. Karşılıklı manevi gelişimi anlayan çiftler bir birlerine en kıymetli hediyeyi verebilen mutlu çiftlerdir. İlişkileri daha derin ve gerçek anlam edinir, ve mutluluk ve doyum yolunda birlikte yürürler.
İyi yolculuklar…
Kadınlar
Soru: Kadınlar da Kabala çalışır mı yoksa bu çalışma sadece erkeklere mi özgüdür?
Cevap: Dünyamızda kadınlar ve erkeklerin fiziksel olarak farklı olması tesadüf değildir. Bu farklılıktan dolayı bir kadının maneviyatı çalışması erkeğinkinden farklıdır. Kadın erkek gibi evli olmak zorunda değildir ancak evli olmak kadına yardımcı olabilir. Kadın manevi ıslahı erkeğin manevi ıslahına yardım ederek edinir ve aynı erkekler gibi 125 basamak olarak bilinen dereceleri geçebilir. Kadınların grup içerisinde olmalarına gerek yoktur, onlar erkek grubuna verdikleri destek ölçüsünde ışığı çekerler ve maneviyatı edinirler.
Kadınların doğası erkeklerinkinden farklı olduğundan onların erkekler gibi bir birleriyle bağ kurmaları mümkün değildir, bu doğaya aykırıdır. Kadınlar önceliği ailevi görevlerine vermelidir ve artan zamanda da erkek grubuna destek sağlayabilirler. Arzuları ve emekleri kadar, niyetlerinin gücü kadar, verdikleri destek doğrultusunda manevi dereceleri edinirler.
Soru: Kadınların verdiği destek nedir?
Cevap: Kadın erkeğin çalışma ortamının sağlanmasında ve bunun devamlılığında yardımcı olmalıdır. Erkeğin ışığı çekebilmesi ve maneviyat arzusuna konsantre olabilmesi için her tür yardım buna dâhildir. Kadınların her gün kitapları çalışması gerekmemektedir, kadınlar erkeklerden daha olgundurlar ve hisleriyle maneviyatı edinirler. Kadın evliyse eşine yardımcı olur, değilse erkek grubuna yardımcı olur. Bu dağıtım yaparak mümkündür, nedir dağıtım? Farklı lisanlardan çeviri yapmak, makale, kitap, gazete vs.lerin editörlüğünü yapmak, yine bu araçların dağıtımını yapmak, yani yetenekleri ve zamanı ölçüsünde elinden geldiğince Kabala ilminin insanlara ulaşmasını sağlamaktır. Bu dışarıdan yetersiz ve az bir rol gibi görünse de işin gerçeği her şeyin kadına bağlı olmasıdır. Kadının çabası, desteği ve içindeki arzusu erkeği güçlü kılan şeydir.
KADINLARIN BİRLEŞMESİNDEKİ GEREKLİLİK HAKKINDA
KADINLAR İÇİN DERS; Rav Michael Laitman, PhD, New York
21 Ekim 2007
Özellikle her şeyin etkileşime ve karşılıklı yardımlaşmaya bağlı olduğu Kabala’da, sorunu çözmek sorunu olan kişilere bağlıdır. Bu da bir birinize ve erkeklere yardım edebilmek için yakınlaştığınız dereceye göre olacak olan şeydir.
Kadınlar grubu sadece bireylerden oluşan bir grup değildir, onlar manevi yükselişte rol almak üzere bir araya gelmiş insanlardır. Kadınlar, çocuklar ve aktif olarak yer almayanlarla birlikte insanlığın daha büyük bir kısmını oluşturur. Kadının rolü önemli ve güçlüdür. Eğer organize olabilirlerse harika, ancak olamazlarsa o zaman erkekler bu yardım ve baskıdan yoksun kalır ve kadınlar da onlarla beraber kaybeder. Dolayısıyla, gerçekten organize olmak, karşılıklı yardım ve bağlanmak ihtiyacı vardır. Eğer bu varsa vardır; yoksa da yoktur.
Kural olarak dünyamızda kadınlar genellikle bağlanamazlar, eğer ortak bir misyon ya da bir kadın organizasyonu yok ise. Ve bizlerde de aynı şey vardır. Bu, Üst Dünyayı edinmek, birleşmek, destek olmak ve erkeklere baskı yapmak ve erkeklerin gurubu vasıtasıyla Üst Işığı almak için tek fırsattır. Öyleyse bunu yapmaya çalışın. Her şey size bağlı.
Bana her hangi bir şikâyetle gelmeyin. Bunda rol almayacağım ve bu soruları duymayacağım bile. Bana her tür kavgacı kadın yaklaşmakta. Bunun bir faydası yok çünkü ben bunun bir parçası değilim. Yapabileceğim tek şey size “bunun çaresine bakın” demek. Bu sizin manevi çalışmanız. Erkeklerin size bir minneti yok.
Sadece bunun olması için organize olmalısınız. Çok önemli bir göreviniz var. Sizler olmadan erkekler maneviyata geçemezler. Bu nedenle size bu kadar önem veriyorum. Ve bu kadar anlaşmazlık olduğu için gerçekten üzgünüm.
İsrail’deki kadın gurubumuzda bu baskıyı hissediyoruz ve bu iyi bir şey. Bize baskı yapıyorlar. Her zaman yanımızda ve yakınımızda olmaya çalışıyorlar ve tüm eşler ve kadınlar yardım ediyorlar. Bizimle birlikte her şeye katılan çok büyük bir kadın gurubu bu.
Eğer bu, burada ve her gurupta da olursa, o zaman gurubun ilerlemesi garantidir. Fakat kadınların bütünleşmesi ve bunun olması için ciddi bir organizasyon yaratmaları gerekmektedir – ve bu erkeklerden bağımsızdır. Erkeklerden hiçbir şey beklemeyin. Bu tamamen kadınların nasıl organize olduğuna bağlıdır.
İsrail’de kadınlarımız olan biten her şeyi biliyorlar, hatta erkeklerden daha çok. Bilmek istediğim bir şey olduğunda hemen bir kadına soruyorum ve onlar da bana her şeyi anlatıyor. Erkeklerin biri bir şey biliyor diğeri başka bir şey, çünkü hepsi farklı konulardan sorumlular. Ancak kadınlar her şeyi bildiklerinden emin olmak için araştırıyorlar ve dolayısıyla her şeyi biliyorlar. Ve daha sonra da kritik an geliyor. Birden hiçbir şey göremediklerini, ya da katılamadıklarını söylüyorlar, o zaman da ben onlara yardım ediyorum ve erkeklere baskı yapıyorum. Çünkü kadınlar gerçekten de yardım etmek için her şeyi yapıyorlar.
Dolayısıyla, kadınların bütünleşmesi gerekiyor. Burada gelenekler nasıl bilemiyorum ama en önemli şey erkeklere baskı yapmaktır, bir şekilde onlara yardım etmektir. Belki de farklı bir merkez kiralama zamanı gelmiştir ve sizler de onlarla birlikte derslere ve diğer aktivitelere katılabilirsiniz; iki büyük salon olur ve buraya Cumartesi ve Pazar günleri gelip İngilizce ve İbranice derslere katılabilirsiniz. Eklemeyi düşündüğümüz şey bu şimdi, çünkü yeni insanlar kesinlikle geliyor olacaklar. Dolayısıyla onlara daha büyük bir yer bulmada yardımcı olmalıyız.
Biliyorsunuz şu an İsrail’de tamamen Kongreye hazırlanıyoruz, dünyadaki tüm guruplar bütün itici güçleriyle Kongreye hazırlanıyorlar. Herkes katılımda bulunuyor buna ve manevi Kli’yi yaratmak ve bütünleşmek ile ilgili tüm makaleleri gözden geçiriyoruz. Tüm erkekler bunda rol alıyor ve kadınlar da bunu yapmalılar.
Kadınların doğrudan bir birlerine bağlı olmaları önemli değil, tüm dünyadaki erkekler aynı materyali çalışıyorlar… Baal HaSulam’ın makalelerinin üzerinden geçiyorlar, bunlarla çalışıyorlar ve kendilerine adapte ediyorlar. Kadınlar da aynısını yapabilirler.
Eğer amaç onlar için önemliyse tıpkı erkekler gibi kadınlar da bu fikri anlayabilirler ve aynı zamanda kabul etmeliler de. Sonunda Torah’ın anlattığını anlamalılar. Torah’ın verilişi çok ciddi bir olaydır, erkekler Sina dağındakilerin sadece % 20, yani beşte birini oluşturuyorlardı ve geri kalanların hepsi kadınlar, çocuklar ve yaşlılardı. Erkeklere, yani gurubun aktif kısmına baskı yapan ise halkın geri kalan kısmıdır ve bu şekilde amacı edinmede erkeklere yardımcı olurlar. Yardım ederek ve baskı yaparak kadın, tıpkı eş olarak erkeği işe gitmeye, para kazanmaya, kazandığını o ve çocukları için eve getirmeye zorladığı gibi, aynı şekilde baskı ve erkeklerin ve kadınların rolleri arasında karşılıklı yardımlaşma olmalıdır. Dolayısıyla, burada kadınların işi çok önemlidir, kadınlar zorlayarak ve katılarak ortak Kli’nin yaratılmasına yardımcı olurlar.
İsrail’de yapacağımız Kongrede en azından insanların yarısı kadın olacak ve ben onları bir çeşit kaçınılmaz fazlalık olarak görmüyorum. Belki bazı erkekler bunu böyle görüyorlar ve size bu şekilde davranıyor olabilirler, ancak bu kesinlikle böyle değildir. Sonuçta bunu öyle bir organize etmelisiniz ki her bir taraf fonksiyonunu doğru bir şekilde anlasın ve bir birine doğru tesir etsin. Dolayısıyla kimse kimseye yukardan bakmıyor ya da kimse birbiriyle yeterli ilgilenmiyor diye bir şey yok, tam tersine, hassas bir anlayış olmadan manevi ilerleme mümkün değildir.
Tıpkı dünyamızda bir sonraki nesli dünyaya getirmenin, onu büyütmenin ve bir birine hizmet etmenin kadın ve erkek arasında etkileşim olmadan mümkün olmadığı gibi. Bir kadın ve bir erkek sadece seks için bir araya gelmezler. Koskocaman kompleks bir etkileşim vardır ve doğru etkileşim doğru var oluş ve gelişime götürür. Dolayısıyla, sonuç olarak bunu burada kendimiz için de tanımlamalıyız.
Erkeğin görevini tanımlıyoruz, kadının görevini tanımlıyoruz ve birbirlerine karşı, karşılıklı görevlerini tanımlıyoruz. Bunların hepsini açıklığa kavuşturmalısınız yoksa ortak bir Kli yaratılamaz. Kadınların rolü, erkeklerin rolü ve karşılıklı rolleri tamamen bütünleşmelidir. Ve bu özellikle, tüm sorumlulukların ve nasıl birlikte uyum içinde bağlanmaları gerektiğinin açıkça anlaşılması ve gerçekleştirilmesi üzerine inşa edilir.
Hem erkeklerin rolü hem de kadınların rolü üzerine problemlerin çıktığı yer de burasıdır zaten. Kadın, yardım etmek ve baskı uygulamak için teşekkül edemiyor. Erkek de kadına yukarıdan bakıyor sanki onu gelişimi için gerekli görmüyor gibi. Tıpkı dünyamızda bir türlü uyum sağlayamadıkları gibi. Ancak bu olmadan maneviyatta hiçbir yere varamazsınız. Eğer aramızdaki bu doğru etkileşimi anlamazsak, bize Üst Dünyanın, Yaratan’ın, yaratılışın amacının ifşa olduğu Kli’yi yaratamayız. Bundan kaçamazsınız.
Kabala bundan bahseder ve açıkça belirtir. Ama yine de bunu anlamak bizim için çok zordur. Görünüşe bakılırsa, dünyamızdaki asıl sorun budur çünkü hem kadınlar hem de erkekler için bunu gerçekleştirmek çok zordur. Bunu erkeklere anlatmak da çok zor. Umarım Kongreden önce ve Kongrede de bunun üzerine çalışıp bir şeyler yapabiliriz. Bu problemler tüm guruplarda var. Bunu en büyük problem olarak görüyorum.
Çünkü erkeklerin bütünleştiğini görüyoruz, bunun için yanıp tutuşuyorlar ve her şey düzgün doğrultuda gidiyor, ancak kadınlar… Bu konuda o kadar iyi değiller. Ve erkeklere kıyasla rollerini yerine getiremiyorlar. Kadınların erkekler üzerine baskı kurup onları zorlayamamalarını anlıyorum çünkü dünyamızda bu alışılmış değildir. Ama bu tıpkı bir ailedeki gibi. Kadın erkeğe döner ve ondan talep eder ve onu ciddi bir şekilde etkiler ve erkek gurubuna karşı da böyle yapmalısınız. Ve onların bunu aşağılamak gibi bir hakları yok. Maalesef, kadınların yardımı olmadan maneviyata ulaşmanın mümkün olmadığı anlayışından hala yoksunlar.
Dolayısıyla, bir Kabalistin ilk koşulu evli olmaktır. Baal HaSulam evli olmayan öğrencileri almazdı, adam 50 yaşında olsa bile, kaç yaşında olursa olsun fark etmez. Benim Rav’ım bu kuralı bozan ilk kişiydi ve ancak birkaç ay içinde evlenmek koşuluyla herkesi kabul etti ve bu gerçekten de oldu, hepsi de kısa sürede evlendi. Çünkü ailedeki zıtlık ya da karşılıklı yardım bile faydalıdır; pozitif ya da negatif olması önemli değil, bu bir gerekliliktir. Erkek dişi parçasını hissetmek zorundadır. Erkekler gurupta bundan kaçıyorlar, ama evde kaçış yoktur. Erkek karısından kaçıp guruba gelebilir, ama bunu gurupta da hissetmelidir.
Dolayısıyla bir şekilde, ciddi bir kadınlar gurubu yaratmalıyız ki onların da kabul etmeleri, dikkate almaları, etkileşimde bulunmaları ve birlikte çalışabilmeleri için sizi güçlü bir taraf olarak onlara sunabileyim. Bu, İsrail’de büyük bir problem. Orada böyle bir şovenizm var. Bu maçoluğu çok daha fazla hissediyorlar, ve bu doğulu despotluğu göstermeleri lazım. Ve Rus gurubunda da aynı şekilde. Oradaki farklı; farklı bir tarzda kadınları hor görüyorlar. Ama Kabala’da böyle bir şeye yer yok. Bunu bir şekilde düzeltmemiz lazım. Bu benim için zor bir sorun.
SORU: Bir keresinde Üst Partzuf’un yapısı hakkında, dişi parçanın erkek parçayla nasıl ilişkilendirildiğinden detaylı olarak bahsetmiştiniz. Bir üçgen çizmiştiniz. Anlamamız için bundan bir kez daha bahsedebilir misiniz?
Her kişinin içinde erkek ve dişi parça vardır. Her bütün şeyin içinde Işık ve Kli, ya da dişi ve erkek kısım, ya da alma niteliği ve ihsan etme niteliği vardır, eğer manevi parçalardan bahsediyorsak. Bizim dünyamızdan bahsettiğimizde bu manevi nitelikler tamamen farklı iki parçadır; kadın ve erkek olarak, erkek tür ruhlar ve dişi tür ruhlar olarak ifade bulurlar. Bu, bölünmeden kaynaklanır, Kli’nin bütünlükten yoksunluğundan!
İnsan tek olarak yaratılmıştı. Yani manevi Partzuf – Adem – olarak yaratılmıştı. Buna, gerçekleştirmesi gereken amaca göre, “Edameh le Boreh” yani Yaratan’a benzemek, Adem denir. Yaratan’a benzemek için tamamen kırılıp O’ndan tamamen ayrılması lazımdı ki bu eşitliğe kendisi yavaş yavaş ulaşabilsin. Dolayısıyla kırılma, veren ve alan parçaların ayrılmasını gerektirir ki sonrasında insan – yaratılışın elementi, analiz edip kim olmak istediğine karar veren – kendi içinde bu iki parçayı birleştirip bu yönde ilerleyebilsin.
Bir taraftan hepimiz ayrı yaratıldık kadın ve erkek olarak ve diğer taraftan da sadece bağ kurarak çocuk doğurup, aile oluşturup ve medeniyeti ilerletiyoruz. Ve maneviyatta da aynıdır: bir parça diğeri olmadan varolamaz, çünkü bir parça Masach de Ohr Hozer’e sahiptir ve diğer taraftan Aviut’a ihtiyaç vardır. Ve sadece bağ kurarak manevi Partzuf yaratabilirler ki bu da Yaratan’ın ifşasını ve O’nun edinimini mümkün kılar.
Dolayısıyla, farklı organizma ve bedenlerde varolduğumuz, ancak yakınlaşıp bağ kurmamız gerekliliği bir gerçektir ve bunun tamamı ortak Kli’nin kırılmasından kaynaklanmaktadır. Gmar Tikkun’da ruhlar bağ kurduğunda artık bedenlerden bahsetmeyiz. Tüm bu dünya duyularımızdan yok olur, mevcudiyeti durur. Gmar Tikkun’da tüm dünyalar Sonsuz Dünyaya yükseldiğinde dişi ve erkek parçaya bölünmemiş olarak ortak bir Kli var olur. Onlar birlikte tam bir etkileşim ve bağ kurarlar.
Aynısı bizim dünyamız için de geçerlidir. Yeryüzünde var olabilmek için insanlar – kadınlar ve erkekler – bir birlerini tamamlamak zorundadırlar ve bu şekilde var olurlar. Ancak günümüzde insanlık ıslah olmadığından şu an en büyük düşüşün tam sonundayız, bu dünyasal aile bile yok oldu. Bir bakın ne kadar çok boşanma var, çocuklar ailelerini nasıl terk ediyorlar. İnsanın yaşamında her zaman ne kadar doğal olan aile bağları günümüzde mevcut değil. İnsan kolayca bunları parçalıyor ve bir başka insanla bağ kurmaya ve bu şekilde var olmaya zorunlu görmüyor kendisini. Bu gayet açıkça egoizm patlamasının son noktasında ve en altta bulunduğumuzun bir işaretidir. Ve bu alt seviyeden yükselmeye başlamalıyız.
Yükselmeye başladıkça ve insanların kalplerindeki nokta gelişmeye başladıkça ilk koşulları evlenmektir. Bu koşul kadınlara uygulanmaz çünkü bu ışığın Kelim’i geliştirdiği yerden, Işıkların niteliğinin manevi koşulundan gelir, dolayısıyla da temeldir, bu nedenle kadının bu tür eylemler yapmasına gerek yoktur, ancak sadece böyle bir fırsatı varsa yapabilir ve eğer yoksa o zaman yapmaz. Dolayısıyla, bekâr bir kadın bu ortak Kli’ye katılabilir ancak bir erkek evli olmak zorundadır.
Bugün yeni gelen insanlardan bunu talep etmiyoruz. En önemli şey onların gelişmesidir, çünkü buna ihtiyaçları olduğunu anlama sürecini geçirmek zorundalar. Geçmişte aile birliği gerekli bir şey gibiydi ve genelde erkeğin evli ve çocuklu olması gerektiği nosyonu vardı. Fakat bugün böyle bir şey yoktur. Bu nedenle her türlü öğrenci alıyoruz ve zaman içinde gerçekten de bir aileye sahip olup buradan gelişmesi gerektiğini anlayana dek gelişiyorlar.
Bunun yanı sıra… Şimdi dağıtımda çalıştığımız ve bir gurup Kli’si, Adem’in mini modelini, yarattığımız için birlikte bağlanmamız gerektiğini anlamamız gerekiyor. Ve bu büyük dünyada, global ölçekte dağıtım yaptığımız için erkeklerle ve kadınlarla eşit derecede ilgilenmeliyiz.
Açıkçası erkekler burada tercih ediliyor çünkü onları bir araya getirmek daha zordur çünkü onların içindeki bozulma ve kırıklıkları daha çoktur. Bunun sebebi Partzuf’un Üst kısmıyla, ihsan etme niteliğiyle (Masach de Ohr Hazer) bağlantılı olduklarındandır, kadınlar ise alma niteliğiyle (Aviut) bağlantılıdırlar.
Dolayısıyla, erkeklerin ilgisini çekmek üzerinde duruyoruz. Kadınlar bunun kendileri için iyi olduğunu kavradıklarından bu yola zaten çekiliyorlar. Aynı zamanda, kadınların bu dünyada tatmin olmak için öyle çok büyük fırsatları yok, ama erkekler kendileri için her türlü doyum aracını keşfetmişlerdir, kadınlara ilgilerinden futbola kadar. Bu nedenle erkekler için dağıtımın üzerinde duruyoruz. Ancak genellikle, bu tamamen yanlıştır. Aslında iki tarafla da ilgileniyoruz. Bilakis, ne kadar çok kadın olursa ilerleme ve başarıya o kadar emin olabiliriz.
Erkeklerin payı kadınlarınkinden oldukça küçük olabilir ve bunu Torah’ın alınmasında görebiliyoruz, 3.000.000 kişinin sadece 600.000’i yani beşte biri erkekti. Ve geriye kalanların tümü Aviut denilen destekleyen paydı, yani erkelerin payına kıyasla beşte dört. Yarım değil; %80’e %20. Dolayısıyla anlamamız gereken bunun çok büyük bir pay olduğudur.
Erkekler birleşme amacına doğru ilerledikçe kadınlar ile doğru bağa ihtiyaçları olduğunu anlamaya başlayacaklardır. Bu bağ aleni olmamalı. Daha ziyade, onları iteleyen, zorlayan ve görevlerini gerçekleştirmeyi talep eden görünmez bir kadın payın olduğu hissi gereklidir.
Ve burada çok ilginç bir sonuca geliyoruz: Erkekler manevi çalışmalarına kadınlarla birlikte ve kesinlikle onların erkek paya uyguladıkları baskı ile devam ediyorlar ve bu baskı ile Yaratan’a gelirler. Her tür Partzuf bu şekilde yaratılır.
Bir başka deyişle, MAN’ın (dua) kim tarafından yükseltildiğinden bahsediyorsak, o zaman MAN Aviut tarafından yükseltilir. Ve erkek bunun üzerine niyetini dönüştürür ve bunun tamamını yukarı doğru yükseltir. Partzuf’da bu şekilde inşa edildiğini görüyoruz; kadınların payı erkeklerin payına baskı yapar ve erkeklerin payı bu baskıyı kendi aracılığıyla kadınların payına yöneltmek için Üst Işığı çekmekte kullanır. Yani erkeklerin payı bir tür arabulucu gibidir, Yaratan ve dişi parça arasında bir geçiş, yani ıslah olup özellikle dişi parçada doldurulması gerekli olan Aviut ve Yaratan arasında.
Dolayısıyla, dişi ve erkek parçaların doğru bağı, erkeklerin gurup ve Yaratan’la çalışması ile, bu zincirin tamamı tüm insanlığın genişliğinin ortasında doğru bir şekilde inşa edilmelidir. Daha önce bundan hiç bahsetmemiştim çünkü sadece şimdi buna yaklaşıyoruz ancak henüz ulaşmadık. Dolayısıyla, prensipte Kli’nin tamamı bu özel yolla inşa edilmelidir.
Bu noktada birçok soru var. Mesela hala; kadınların erkekleri rahatsız etmemesi, akıllarını karıştırmamak için onların yolunda durmaması, ya da onları manevi seviyeden hormonal seviyeye saptırmaması vs. için doğru bağlar nelerdir, bunlardan bahsetmemiz gerekiyor. Kadınlar aynı zamanda egoizmleriyle de onların aralarına girmemelidir ki böylece egoizm doğru ve açıkça, erkeklere hissettirilmeden, manevi ilerleme ve edinime yönlendirilebilsin.
Kadınların gurubunda çok iş yapılması gerekiyor. Kadınlar bunları kendi aralarında konuşmalı tartışmalılar. Kadınlar, erkekleri doğru bir şekilde nasıl etkileyeceklerini, görünmeden, sessizce ve sürekli olarak baskı yapıp, iteleyeceklerini – ki bunu zaten içgüdüsel olarak biliyorlar – anlamalılar. Tıpkı çocuklarla olduğu gibi, erkeklerle de aynı, ve kadınlar onları bu şekilde etkilemeliler.
Bu bizi tekrardan, problemlere cevap verecek, erkek grubundan bağımsız ayrı bir kadın gurubunu doğru bir şekilde kurma ihtiyacına getiriyor. Ve bu büyük bir gurup olmak zorundadır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi oran %80’ %20’dir. Ve benim kadınlar gurubundan görmek istediğim budur.
SORU: Dünkü derste bir erkeğin tek başına MAN (dua) yükseltemeyeceğini, MAN’ın sadece gurup tarafından yükseltebileceğini söylediniz, öyleyse kadın bunu nasıl yapar?
Kadın için de aynıdır. Bu çok basit işler. Altta dişi kısım, onun üzerinde erkek kısım, sonra gurup ve sonra da Yaratan vardır. Dişi ve erkek parçalar birlikte sanki küçük bütün bir Kli gibidirler. Kendilerini guruba yerleştirirler. Gurup küçük bir Adem’dir, çünkü gurup aracı olmazsa o zaman dişi ve erkek parçalar asla egoist arzuları özgecil arzulara dönüştürülmezler. Bunu gurup vasıtasıyla yaparlar. Ve Yaratan sadece form eşitliği sayesinde algılanabilir, dolayısıyla eğer bu arzular özgecil olurlarsa o zaman aralarında ilişki olur.
Yani dişi parça erkek parçayı zorlar. Erkek parça bunu gurupta gerçekleştirir. Pratik olarak dişi arzuyu gerçekleştirir. MAN buna denir, “dişi sular”. Ve gurup aracılığıyla Yaratan’la bağ ortaya çıkar. Bir başka deyişle, dişi parça tüm bunlardan geçerek Yaratan’a ulaşır, ve erkek parça gurup ile birlikte bağ kuran bir zincirdir. Dolayısıyla, bu arzulardan doğru geçiş ve erkeğin üzerine baskı olmadan erkekler de hiçbir şey edinemezler. Ancak onlar da henüz bunun farkında değiller ve umarım yakında anlarlar. Ve bunu anlamakla dişi parçaya bel bağlamak zorunda olduklarını hissetmeli ve anlamalılar. Bunlar eşler ya da tüm çalışmalara yardım eden, katkıda bulunan diğer kadınlar da olabilir.
Kongre hazırlığını bitirdikten sonra dişi parçayı hazırlamaya başlayacağız. Kongreden bir ay önce olacak, Aralık ortası ya da Ocak başından itibaren. Ve o zaman erkeklere dişi rolden bahsedeceğiz, ancak bunu yapmak için dişi parça bir dereceye kadar buna hazır olmalı.
Uygun materyali kadınlarla da çalışacağız. Hazırlamamız gereken şey budur. Diğer bir deyişle, ıslah olmaya çalışanları insanlığın sadece erkek parçası olarak görmeyin. Bunun yerine, kadınları eşit olarak değil de bu süreçte temel katılımcılar olarak hissetmelisiniz, çünkü ıslah manevi dişi parça uğruna olur.
SORU: Erkeklere baskı yapmak ne demek?
Ooo, zavallı erkekler! [Gülüşmeler]
SORU (devam ediyor): Gurupta bize evde oturması gereken kadınlar muamelesi yapıyorlar.
Öncelikle kadınlar kendi aralarında organize olmalılar ve bu materyalin hepsini çalışmaya başlamalılar. Erkeklerle aynı zamanda çalışabilirler. Baal HaSulam ve Rabash’ın kadınlar için söyledikleri her şeyin üzerinden geçin ve bağ kurup bunları konuşmayı deneyin.
Kadınların bağı erkeklerinki gibi karşılıklı sevgi üzerine inşa edilmemiştir. Bir birinizi hissetmeye, sevmeye, ya da kendinizi kaybetmeye uğraşmayın. Tüm bunların dişi parçanın temeli olan Malchut’da yeri yoktur. Kadınların tek koşulu erkeklere bütünleşmeleri için manevi olarak ve temel olarak yardım etmek ve manevi ilerleme için zorlamaktır. Ondan sonra, yavaş yavaş bunların hepsi kadınlar arasında doğru bir etkileşime doğru olgunlaştığında, biz de çalışmaya başlayacağız. Ve bu konuyu geliştireceğim çünkü Kongrenin beni buna zorladığını görüyorum.
Ayrı çalışacağız ve kadınların kendilerini zihnen yönlendirerek ve doğru bağ zincirini görerek erkeklere fiziksel olarak ve düşüncede nasıl yardım etmeleri gerektiğini öğreneceğiz. Niyet her şeyi yarattığından erkekler gibi kadınlar da bunu yapmalılar. Ancak kadınlar ne evde ne de gurupta erkeklere baskı yapmamalılar. “Baskı” ve “zorlama” kelimelerini kullandığımda şunu demek istiyorum; erkekler kadınların onlardan istediklerinin bu olduğunu hissetmeliler. Evde de aynıdır mesela, erkek para kazandığında ya da bir şeyde ilerlediğinde gerçekten de karısına övünmek ister. Erkek olmak ve kadının gözünde itaat edilir olmak ister, tıpkı annesinin gözüne girmek isteyen küçük bir erkek çocuğu gibi. Aynı şey.
Bununla oyun oynamayın, sadece kullanın ve onları teşvik edin. Kadının nazik üstü kapalı sözleri doğru dürüst oluşturulmalıdır. Kadın, erkeklerin yaptıklarını ne kadar onayladığını ve bundan dolayı onlara değer verdiğini belirtmelidir. Kadınlar doğru dürüst bir organizasyona sahip olduklarında bu soruları kalmayacak. Kimse kendilerine bir şey söylemiyor diye şikâyet etmeyecekler. Kadın katılımda bulunduğu oranda her şeyi bilecektir.
SORU: Kadın, bir yardımcı olmasından dolayı akşam derslerine de katılabilir mi?
Akşam derslerini bilmiyorum. Bir kere, buranın 60 kişiden fazla almadığı söylendi bana. Bugün mevcut problemimiz bu. İkincisi, dün burada sadece erkekler olmasına rağmen yeterli yer yoktu. Her halükarda, bunun size ne faydası olacak? Evinizde oturup diğer kadınlar gibi dersi evden seyredebilirsiniz.
İsrail’de de kadınlar derslere gelmiyor. Kadın doğası gereği erkeğe görünmez bir şekilde yardım etmelidir. Evden yapmalıdır. Bilgisayarın başına oturmalı ve yazılı materyaller, filmler vs ile çalışmalı ve fark edilmeden yardım etmelidir. Gerçekte, çizdiğimiz düzene göre kadın ortalıkta dolaşmamalı; Kli’nin yapısı budur. Bu açıklama doğanın bir yasasından temellenmiştir. Bunun etrafından başka bir yol yoktur ve doğadan kaçış yoktur.
SORU: Ebeveynler Kabala çalıştığında çocuklar bundan nasıl etkilenir?
Çocukları her hangi bir şekilde etkilemesi gerekmiyor. Çocuklar aktif olarak Kabala çalışmalılar. Kabala kişi için en önemli ve değerli şey olmalıdır. Kişi bu dünyada var olmasının ve neden yaratıldığının sebebinin bu olduğunu anlamalıdır. Bu berbat dünyaya dönmekten kaçınmayı istemelidir (çünkü bir sonraki seferde hangi koşullara konulacağımızı bilmiyoruz). Eğer kişi bütün bunları bu seferde bitirmek isterse ve böyle bir fırsatı varsa, çocukları için de aynı şeyi ister. Kişi çocuklarının bunu anlayacağını ümit etmeli, ancak bunun dışında onları zorlayamaz, tıpkı benim öğrencilerime baskı yapamadığım gibi. Biliyorum ki oğlum her zaman sistematik olarak dersleri izliyor. Hatta torunumu da seyretmesi için yanına oturtuyor.
Büyük kızım yapmıyor. O tamamen biyoloji ve doktora derecesi üzerinde. Ancak küçük kızım Kabala’da Doktorasını alıyor ve kadın olarak nişanlısıyla birlikte Kabala’nın tamamen içinde. Dolayısıyla, bunu çocuklarıma vermeye çalışıyorum ve doğru yaşta daha çok çocuklarım ya da torunlarım olsaydı onları da kesinlikle bunun içine çekmeye çalışırdım. Bnei Baruch gurubunda yüzlerce çocuğumuz var. Sonuçlar çoktan açık. Çocuklarla konuşmalarımı gördünüz mü? Ne sorular soruyorlar bilseniz!
SORU: Oğlum depresyonda olduğunu söylüyor, benim çalışmam onu nasıl etkiler?
O kendisi çalışmalı. Onu hiçbir şey etkilememeli. İlginç bir makale ya da seyretmesi için video kliplerden verebilirsiniz. Teşvik etmelisiniz. “Bununla çalışmayı bir dene, ya da şunu çevirmeye çalış, ya da bu materyalle şunu yap ve bunun için sana şunu vereceğim” gibi şeyler söyleyin. Materyal araçlarla onu teşvik edin. Onu övün mutlu olacaktır. Bir şekilde onu bununla tanıştırmanız gerekiyor. Çocuklar için bir ders organize edin. Bu çok önemli. İlk başta küçük kızımı çalıştırtamadım. Şimdi Kabala üzerine Doktorasını alıyor. Kızlar için bir ders organize ettiğimde oldu. Kızlar 11-12 yaşlarındaydılar, o da 14-15, ve onu öğretmen yaptım. Çok gururlandı, çalışmaya başladı ve o günden beri de ilgili. Ondan önce hiç ilgisi yoktu ve kafasında bir sürü saçmalık vardı.
Bir tür oyun icat etmelisiniz. Onları çekmenin tek yolu bu. O zamandan beri kızım ve diğerleri Kabala’nın içindeler. Uyuşturucu yok, buluğ çağıyla ilgili problem yok ve aşağı yukarı her şey sakin. Elbette şimdiki nesil daha önceki nesille aynı değil, ama hala büyük problemlerden kaçınabiliyoruz. Ve aynı zamanda kendilerine Kabala çalışanlar arasından eş buluyorlar. Maneviyat çalışan bir kadın çalışmayan bir erkekle birlikte olamaz; onun için çok zor olur. Bu da kadınların işinin bir parçasıdır. Erkekler adına kadınlara rapor veren bir erkek temsilcimiz var. Ancak geri kalan her şeyi kadınlar yapar ve bu harika işliyor. Bizler bununla ilgili olarak gayet mutluyuz.
SORU: Baal HaSulam’ın kadınlar hakkındaki makalelerini okuyarak Kongreye hazırlanmalıyız demiştiniz. Bizim için bunu yapmanın en iyi yolu nedir – seminerler şeklinde mi, yoksa erkeklerden bizimle okumalarını ve açıklamalarını mı isteyelim? En iyi neticelere ulaşmak ve siz bizimle çalışmaya başlayana dek doğru hazırlanmak istiyoruz.
Erkekler ayrı kadınlar ayrı çalışıyorlar. Kadınların gurubu bir araya gelmeli, konuşmalı ve kadınlarla ve çocuklarla ilgili problemleri çözmeliler – nasıl bir araya gelmeli, nasıl çalışmalı, kadınların ne çalışması gerekiyor, bunun gibi.
Kadınlar aşağı yukarı erkeklerin çalıştığı tüm materyali çalışmalılar. Tüm sistemi çalışmalı ve bilmeliler. Aynı zamanda, erkekleri nasıl zorlayacaklarını, guruba doğru ve gurup aracılığıyla da Yaratan’a doğru nasıl iteceklerini bilmeliler. Bu yolla, tüm bu zincir vasıtasıyla, kadınlar istedikleri doyumu kendilerine geri getirecekler. Kadın tüm bu sistemi bilmeli. Hatta bu konuda erkek kadından daha az bilmeli. [Rav çizime işaret eder].
Erkek Üst Dünyaları, gurubu, erkeklerin guruba dahil edilmesini, ve gurup vasıtasıyla Yaratan’a nasıl bağlanacaklarını bilmelidir. Kadın bunu erkeklerin Talmud Eser Sefirot’dan bildiği gibi bilmek zorunda değildir. Kadınlar bu sistemde aktif rolde değildir, burada sadece erkeklere tesir etmeleri gerekmektedir. Ancak bu alt kısmı da bilmeleri gerekiyor.
Evdekinden hiç farkı yok. Eğer kadın kocasını nasıl kontrol edeceğini biliyorsa, o zaman bu iyi bir evliliktir, öyle değil mi? Çok ciddiyim. Doğa bu. Bir gurup oluşturmalısınız. Tüm materyalin üzerinden geçmelisiniz, yani biz erkekler ne çalışıyorsak ve aynı zamanda kadınlar hakkında materyal bulmalısınız. Benim verdiğim dersleri gözden geçirmeyin, çünkü şimdiye kadar sizi ben yönlendiriyordum, ama daha önce bundan hiç bahsetmedim. Her zaman sizi sakinleştirdim ve bu konuyu bir kenara bıraktım.
Ancak bunu daha fazla erteleyemem çünkü artık gerçekten iç içe geçmiş ve bir bütün olarak iki parçadan oluşan, ortak, karşılıklı bir Kli yaratmaya başlıyoruz. Bu, bedenlerin bağ kurması anlamına gelmiyor; niyetlerimiz bağ kurmalıdır. Niyetler şu şekilde bağ kurar: “dişilerin suları erkeklerin sularına yükselir,” dişi arzular erkek arzulara yükselir ve guruba entegre olarak erkek parça Yaratan’ın ifşasını bulur.
Kadınlar bir araya gelmeli, tüm bu konuları çözmeli ve bu materyali çalışmalılar. Erkekleri itelemelisiniz ve bunu en iyi nasıl yapacağınızı konuşacağız. Bunu kendiniz nasıl yapacağınızı anlayacaksınız ve bana sorular sorarak bu materyali açıklığa kavuşturmam için iyi bir itiş gücü vereceksiniz. Geçmişte buna ihtiyaç olmadığı için yapmamıştım.
SORU: Kadınlar gurubu için kurallar nasıl olmalı?
Kadınlar gurubunun çok basit bir kuralı olmalı: tek adam gibi olan erkek gurubunu itmek için hepimiz tek kadın gibi birleşmeliyiz ve hepsi bu! Burada kadınlar gurubu kocasının eve kazanç (kazanç, Yaratan’la bütünleşmek ya da O’nun ifşasıdır) getirmesini bekleyen bir kadın gibidir. Karşılığında erkek parça bu niyeti hissetmeyi arzulamalı ve sonra hissetmelidir ve bu çoğunlukla dişi parçaya bağlıdır. Sistem öyle bir yaratılmıştır ki erkek parça dişi parça tarafından uyandırılır ve kadınlar kendilerini dağıtıma, çalışmaya ve erkek parçaya yardım etmeye adadıkları ölçüde erkek parçayı amaca ulaşmada zorlayacaklardır.
Bunun için kadınların erkeklerle toplanması ya da her hangi bir irtibatta olması gerekmiyor. Kadınlar bunu sadece niyetleri vasıtasıyla yapmalılar. Kuralın kriteri, Yaratan’la bütünleşmesi için erkek gurubunu, tek bir erkek suretiymiş gibi, zorlayacak birleşmiş bir güce bütünleşmektir. Kadının doldurulabileceği tek yol budur. Başka seçenekler yaratmayın.
Sadece erkek gurubu birleşirse, bu bütünlüğün içinde “komşunu kendin gibi sev” prensibini yakalarsa ve orada Yaratan’ı ifşa ederse, bu kadınların gurubuna, onların erkek gurubunu bunu yapmak için zorladıkları ölçüde geri aktarılır. Bir diğer deyişle, kadınların gurubunun bu arzuyu hazırlaması gerekiyor, ya da bu Kli’yi yaratması. Sonra onların istediği bu Kli içinde ifşa olacaktır. Ancak bu arzu onlar tarafından yaratılmazsa, ifşa edilecek hiçbir şey olmayacaktır. Dolayısıyla, her şey size bağlı.
Bu otomatikman olmuyor, yani “Ben onun karısıyım ve dolayısıyla her şeyi hak ediyorum.” Hayır, büyük Kabalistler vardı ve eşleri ne yaptıklarını bilmiyorlardı. Karıları sadece onların yanında yaşadılar ve hayvansal formda varoldular; bunun hiçbir anlamı yok. Dişi parçanın erkeği etkilemek ve onun gözlerine parlamak yerine; arzulamak, zorlamak ve erkeği tam olarak maneviyata doğru uyandırmak ihtiyacı vardır. Burada hayvansal ıslahın yeri yoktur; daha ziyade, erkek gurubuna yönelik saf niyetin önemi vardır. Midrash Rabbah’da bununla ilgili yazar. Kadınlar Sina Dağı’nın etrafındaki erkekleri kuşattılar ve Musa dağın tepesine yükseldi. Erkekler dağın etrafındaydılar ve kadınlar da erkeklerin etrafında. Baskı yoluyla, kadınlar erkekleri Arvut (karşılıklı garanti) koşulunu kabul etmeye zorladılar. Yazıldığı gibi bu, erdemli kadınların Mısır’dan çıkmaları ve Torah’ı almalarıyla oldu. Kadınlar, Işığı alıp ıslah olması gereken en önemli parçalardır ancak bunu kendi başlarına yapamazlar – sadece erkeklerden bunu isteyebilir ve onları zorlayabilirler.
Erkek parça aktif olarak komşuyu sevme üzerine çalışır ve dişi parça onları zorunlu kılmalıdır. Adam Ha Rishon’un dişi ve erkek parçalara kırılması oldu ki bizler tekrar bir araya gelip bu durumu aşabilelim. Parçanın birinde Masach de Ohr Hozer ve diğerinde Aviut vardır. Bu tutarlılık çok kesindir. Bu doğanın kanunudur, bir takım psikolojik ya da sosyal arzu ya da fenomen değildir; bu Kli’nin yapısından kaynaklanır. Eğer bununla ilgili sorularınız varsa, bir kez daha Adem’in ortak Kli’sine yükselebilir, tüm bu parçalara nasıl kırıldığını, bunların alt seviyelerde, dünyamızda, nasıl kendini gösterdiğini ve şimdi nasıl kırılmanın ortaya çıktığı aynı adımlar üzerinde yukarı çıkarak bu parçaları geri toplamamız gerektiğini görebilirsiniz. Kırılma, bir zincirin parçalara ayrılması gibi, sanki bir bozulma reaksiyonu gibiydi ve şimdi yeniden bu parçaları toplamamız gerekiyor.
SORU: Öyle görünüyor ki eğer her şey kadına bağlı ise o zaman ilk erkeği maneviyata itecek kalbinde noktası olan bir ilk kadın olması gerekiyordu.
Aslında bu doğru. Kalpteki ilk nokta bir kadında olmalı, bir erkekte değil. Ve ne öğreniyoruz? Hz.İbrahim’le ilgili olarak hemen anında yazılmıştır; “Sarah’nın sana söylediklerini dinle”. Bu Torah’da yazılmıştır. Başka deyişle, kesin bir talep ve arzu Sarah’dan gelmelidir ve onu dinlemelisiniz ve bu arzuyu anlayarak amaca doğrudan ilerleyeceksiniz. Bu soru için teşekkürler!
SORU: Peki eşleri ne yaptıklarını bilmeyen Kabalistlere ne oldu?
Bu, gizlilik zamanındaydı. Burada, aşağıdan yukarıya gurup yükselişlerinin olmadığı bir zamandaki büyük Kabalistlerden bahsediyoruz. Sadece bireysel yükseliş vardı; erkekler ve kadınlar sadece bireysel olarak yükseldiler. Bu Galut durumuydu, ya da maneviyattan sürgün. Kelim’in, tüm ulusların bir birine karışması için gizlilik süreciydi. Aslında tam olarak, herkesin eski Babil şehrinden, tüm dünyayla bir birine karışıp sonunda tek bir bütün dünya olduğumuz sonucuna varabilmek için yayıldığı zamandır.
Bu, bugün açığa çıkıyor. Bizler aşağıdan yukarıya doğru çıkmaya başlayan ilk gurubuz. Şimdiye kadar Adem’in ıslahı olmadı. Sadece her seferinde kendi nesilleri için güncellemek, birazcık değiştirip süreci bizim zamanımıza kadar devam ettirmek için Kabala’yı taşıyan bireysel Kabalistler vardı. Bizler dünyadaki ilk ve tek gurubuz. Sanırım böyle olmaya devam edeceğiz, ve insanlar katılacak, farklı insanlar ve guruplar, ve büyüyeceğiz ve yavaş yavaş genel Kli Adem yaratılacak. Bu, sonunda bizler aşağıdan yukarıya ulaşana dek çok çok yavaş olacak.
Aşağıdan yukarıya ıslahta bizler ilk adımız. Bizden önce bunların hiç biri yoktu. Dolayısıyla, ne yapmamız gerektiğini öğrenmek için materyal alacağımız bir yer bile yok. Bir ihtiyaç ortaya çıktı ve bu ihtiyacı temel alarak resmin genel anlamını ve nasıl hareket edeceğimizi ediniyoruz. Ancak bu noktaya gelmeden önce bundan bahsetmiyorduk. Her zaman söylüyorum bir sonraki durumumuz ne olacak onu bile bilmiyorum. Bir şey dünyada henüz olmamışsa, kişi nasıl gerçekleşeceğini bilemiyor. Baal HaSulam, kişinin kendisi eylemi gerçekleştirene dek hiçbir şey söylememesi gerektiğini vurgular. Ve eğer eylemde bizler bu durumları henüz gerçekleştirmemişsek, ne söyleyebilirim ki? Olsa olsa, bir sonraki ufak bir adımdan bahsedebilirim, ya da bize ifşa olan küçük bir parçasından. Açıklıyorum çünkü şimdi bunu gerçekleştirmemiz lazım.
SORU: Son zamanlarda birkaç kez erkeklere çok fazla eylem gerçekleştirdiklerini ve daha az eylem fakat daha çok içsel bağ olması gerektiğini söylediniz. Bu, kadınlar için ne anlama geliyor?
Birçok kez söyledim, erkekler çok fazla hareket gerçekleştiriyorlar ve niyete daha çok dikkat etmeliler. Elbette onları dağıtımın fiziksel hareketlerinden koparmak istemiyorum. Başka ne tür eylemlerimiz var? Aslında sadece dağıtım var. Bununla beraber, fiziksel eylemlerin onlara başarı hakkında yanlış bir anlayış vermesinden korkuyorum. “Bakın ne kadar dağıtım yapıyoruz! Vay be, çok iyiyiz!” diye düşünecekler. Gerçekte fiziksel çalışma yaptılar fakat bunun yanı sıra hangi niyeti kazandılar? Amaca ulaşmakla ilgili bir kavrayışa geldiler mi? Doğru yönde ilerlediler mi, yani tam olarak edinim ve ihsan etmekte (fiziksel olarak vermek değil, içsel ihsan)?
Dolayısıyla onları biraz dengelemeye çalışıyorum. Onlara, “Niyeti unutmayın; fiziksel hareketlere daha az dikkat edin (onlar nasıl olsa olacak) ve niyet üzerine içsel odaklanmaya daha çok dikkat edin” diyorum. Onların dikkatlerini niyete çevirmeye çalışıyorum derken demek istediğim buydu. Ancak, kadınların farklı niyetleri vardır. Kadının niyeti, tüm kadın gurubunu, erkekleri manevi gelişime ilgi göstermeye mecbur ettikleri, bir duruma getirmektir. Erkekler farkında olmasalar da bu baskıdan yoksunlar. Ancak, etraflarında kendilerini ileri itecek ve yönlendirecek ciddi kadınlara ihtiyaçları olduğunu anlayacaklar.
Bu kadınları hissetmeleri ya da görmeleri gerekmiyor. Sadece bu içten baskının olduğunu hissetmeye ihtiyaçları var. Erkeğin, evi, ailesi, omuzlarında çocukları olduğunu bilip mecbur hissederek, sabah işe gitmesiyle aynı şeydir bu. Böyle bir zorunluluk erkek tarafından maneviyatla ilgili olarak da hissedilmelidir. Sadece kendi kişisel zorunluluğunu değil, aynı zamanda kadınlardan gelen bu ihtiyacı da hissetmelidir. Bu o kadar basit değil. Erkek bunu egoistçe algılamamalı, kendisini maço göstermeyi istememeli. Tersine, bunu gerekli bir ilave, ya da hatta, manevi yolunda belirleyici bir faktör olarak algılamalıdır.
SORU: Sizi doğru anladıysam, kadınlar olarak Arvut’taki içsel çalışmamız erkekleri muktedir kılıyor, böylece tüm Kli ilerleyebilir. Doğru mu?
Kadınların bütünleşmesi Kli değildir; erkek parçayı Yaratan’la bütünleşmek için zorlayan ortak bir niyettir.
SORU: Ruhun cinsiyeti var mıdır? Varsayalım, cinsiyet değiştirdim…
Hayvansal bedenden mi bahsediyorsun? Bunun ne alakası var?
SORU (devam ediyor): Ruhum nasıl değişecek? Sonuçta, derslere katılacağım, psikolojik olarak değişeceğim ve aktif bir parça olacağım. Öyle görünüyor ki şu an dişi bedende hangi ruhu taşıdığımın bir önemi yok.
Elbette şu an bir kadın kıyafetlerini değiştirip, bedeniyle istediğini yapıp karşımıza bir erkek olarak çıkabilir ve erkekler gurubuna gelebilir. Ancak böyle yaparak ruhuna göre mi davranmış olacak? Kendisini doğru şekilde gerçekleştirecek mi? Hayır, yapamayacak! Bunu sadece çevresi ona öğrettiği için yapıyor. Ancak, ruh aynı kalır. Neden bugün hala cinsiyet değiştirmek mümkündür ve neden birçok kişi bunu yapıyor? Çünkü bugün dünyamız egoist gelişimi boyunca öyle muazzam alçaldı ki ve Sonsuzluk dünyasından da o kadar uzak; artık ne aileler, ne çocuklar, ne ebeveynler var, hatta kişi kendi cinsiyetinden bile kopuyor. Birey artık belli bir çevreye ait olduğunu bile hissetmiyor. Kli’nin tam kırılışı bu seviyede bile aşağılık durumlara sebep oluyor. Kişi cinsiyetini değiştirerek hiçbir şey başaramaz. Kadın erkek gurubunda yabancı bir parça gibi hissedecektir ve bu onun ruhunu ıslah etmez. Ruh aynı kalır, ve kişinin birkaç organ eklemesi ya da çıkarmasının hiçbir önemi yoktur.
SORU (devam ediyor): Neden ruh ıslah olmuyor?
Çünkü ruhun bedenle ilgisi yoktur! Bedenin aracılığıyla bir şey yapamazsın.
SORU (devam ediyor): Ama fiziksel olarak gurupta bir erkek gibi çalışacağım…
Ne demek istiyorsun “fiziksel olarak” ile? Fiziksel olarak bir köpeğe bile gurupta erkek gibi olmasını öğretebilirsiniz – hizmet et, temizlik yap, şarkı söyle, sarıl. Eylemlerinin ruhuna uygun gerçekleşmesi gerektiğini anlıyor musun? Biz tüm fiziksel eylemlerimizin bir şekilde ruhumuzu etkilemesini istiyoruz. Fiziksel hareketler ruhumuzu etkilemek için sadece dışsal bir araçtır.
SORU (devam ediyor): Bu yüzden size soruyorum. Bir erkek bedeninde derslere girersem ne olur?
Ruhunu etkileyemezsin. Dişi bir ruhun var.
SORU (devam ediyor): Ama canlı derslere katılmak istiyorum!
Senin ruhun için faydası olmaz. Bu ya psikolojik ya da hormonal bir anormallik. Bir kadının ruhunu ıslah etmesi için canlı derslerde olmasının faydası olmaz; yoksa kişinin tüm bunlara neden ihtiyacı olsun ki? Bunu yaparsa kadın guruba bozulma getirir ve bu süreçte sadece kaybeder. Dolayısıyla bunun için çabalamayın, evde kalın. Size çok ciddi söylüyorum. Lütfen bunun doğanın kanunu olduğunu anlayın. Bunu değiştiremezsiniz. Bnei Baruch İsrail’de de kendilerini her yere sokmak isteyen böyle bir sürü kadın var. Bunların hiç birine ihtiyacınız yok.
Kadın sessizce evden yardım etmeli ve başkaları aracılığıyla baskı yapmalı, bildiği yoldan. Bunu nasıl yapacağımızı öğreneceğiz, ben size öğreteceğim. Erkeklere doğru baskı yaparlarsa ve onları birleşmeye ve edinime doğru zorlarlarsa kadınlar kazanırlar. Derslerde erkeklerin yanına oturmaktan ne elde edebilirsiniz? Öyleyse, oturun orada, onlara sarılın, biraz için, e sonra? Bunun bir kadının ruhu için hiçbir anlamı yoktur.
SORU (devam ediyor): Ama ruhun cinsiyeti yok ki…
Cinsiyeti var! Ruhun cinsiyeti vardır! Senin dişi bir ruhun var! Sen ortak ruhun dişi parçasına sahipsin [Rav çizimi gösterir].
Ruhta hem dişi parça hem de erkek parça vardır. Söylediğim gibi, Masach de Ohr Hozer erkek parçadır ve Aviut alan parçadır. Ve Masach vardır. Bundan kaçamazsınız. Kişi kendisine organlar ekleyebilir, ya da hormonlar alabilir ve hiçbir şeyin faydası olmayacaktır. Yirmi yıl içinde başka bir şey icat edecekler. Bu ruhu etkilemez. Bunun kişinin bir şekilde ruhu etkileyecek bir noktaya gelmesi için kendi sahip olduğu fiziksel eylemler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
Gerçekten çok ciddiyim. Bu iyi bir soru çünkü birçok kadında bu tuhaf davranış var, ve sanıyorlar ki eğer erkeklerle otururlarsa ve onlarla çalışırlarsa, bundan bir şey çıkacak. Hayır, bu şekilde hiçbir yere varamazlar!
SORU (devam ediyor): Ama dediniz ki Machsom’u geçtikten sonra bu farklılık ortadan kalkacak?
Her ruh erkek ve dişi parçalardan oluşur, tıpkı bütün olan her şeyin parçalara ayrıldığı gibi; on Sefirot on parçaya ayrılır ve sonra on parçaya daha ve sonra yine on parçaya ve sonsuza dek böyle gider. Bedenlerimizde de hem dişi hem erkek hormonlar var – hem benim bedenimde hem de her hangi bir kadının bedeninde. Bu denge gereklidir.
Her hangi bir atom hem pozitif hem de negatiften oluşur. Her hangi bir parçacık iki zıt özellikten oluşur. Hiçbir şey sadece bir özellikten oluşamaz. Kişi doğadan daha zeki olmaya çalışmamalıdır. Biz doğanın kanunlarını açıklıyoruz. Kişi bundan kaçamaz. Dolayısıyla, dinleyip bu yasaları gerçekleştirmek en iyisidir. Olabilecek en iyi şey budur. İnsanlık asla bir şey keşfedemeyecek. İhtiyacımız olan şeyi bu Gilgul’da (bedende) gerçekleştirmek istiyoruz. Eğer bu dünyaya tekrar gelmek istiyorsan, bundan zevk alıyorsan, buyur misafirim ol! Zaman içinde daha akıllanacaksın.
SORU: Bir kadın gurubu kurmaya ihtiyacımız varsa, şu an hemen hemen tüm kadınlar canlı yayında olduğuna göre belki de tüm kadın gurup liderleri için belli bir amaç koyabiliriz, bir birlerine yazmak ve bir tür sistem organize etmek için.
Çok iyi, artık bu masaya yatırılmış bir soru. “Erkeklerle çalışmak için ne yapmam lazım?” diye soracağınıza öğrenmeniz gereken şey bu aslında. Umarım kadınlar gurubu ve temsilcimiz Gilad Shadmon bugünün konuşmasını dinler ve harekete geçerler. Kongremizden önce çok ciddi hazırlık olması gerekiyor. Ancak bu şekilde, bu devasa dişi parçayı hissedebiliriz. Yarımızdan çoğunu yaklaşık %60 ya da %70 kadınlar oluşturuyor. Geri kalanlar erkekler. Kongrede, iyi hazırlanmış ve konuştuğumuz zinciri doğru algılamış birçok kadına ihtiyacımız var. Bu çok çok önemlidir. Bu zorlayan (mecbur kılan) kadın kitlesi en önemli parçadır.
MODERN DÜNYADA KADIN
KABALİSTİK BAKIŞ AÇISIYLA
Ağustos 17, 2007
Bu röportaj, Kabalist Dr. Laitman ile Kadınlar Forumu temsilcileri arasında geçen bir dizi söyleşinin ilkidir. Bugünkü katılımcılar; televizyon muhabiri Yana Pavlidis, ‘‘İlk İzlenim’’ firmasının görüntü yönetmeni Yuliya Kurisheva ve ‘‘Stratejik Oyunlar Akademisi’’ idare müdürü, psikolog Natalia Vetr.
Bölüm 1
Yana Pavlidis: Size, günümüz kadınını derinden etkileyen ve üzen problemlerle ilgili sorular sormak istiyoruz. Kadının modern dünyadaki rolünde meydana gelen hızlı ve evrensel değişimi normal karşılamak mümkün müdür? Kabalanın konuya bakışı nasıldır? Ve karşı karşıya olduğumuz bu ikilemin gelişi bekleniyor muydu? Ayrıca, gelecekte bizi neler bekliyor? Tüm dünyada, kadın ile erkek arasındaki derin anlaşmazlığın sebepleri nelerdir? Neden farklı yönlere gidiyoruz? Yeniden birbirimize ihtiyaç duyar hale gelebilmek için neleri değiştirmeliyiz? Kabala bu durumu nasıl açıklıyor?
Rav Michael Laitman: Kabala, bu dünyada asıl işlevin kadına ait olduğunu söyler. Çünkü dünyanın gelişimindeki en önemli öğe, devamlılığın sağlanmasıdır ve bunu mümkün kılan da, yeni nesilleri oluşturan kadınlardır. Dünyayı nesilden nesle taşıyan kadındır. O olmadan, yeni nesillerin var olması mümkün değildir. Bunun yanı sıra, bir sonraki neslin gelişimine zemin hazırlayan da (eğiterek ve destekleyerek) kadınlar olduğundan, ilerleme ya da genel anlamda yaşam, kadınsız mümkün değildir. Bir erkek, kadınsız yaşayamaz. Kadınlar bir şekilde, yaşamlarını erkeksiz sürdürebiliyorlar. Ama kadınsız bir erkek, gerçeklikten uzaklaşıp şişmanlamaktan başka bir şey yapamıyor. Futbol ve bira üzerine kurulu bir hayat sürüyorlar.
Bu durum köklerimizden kaynaklanıyor. Çünkü yaratılış dişi karakterdedir. Asıl Yaratılan Malkut (tüm yaratılışın dişi bileşeni) idi. Erkek ise, bu dişi bileşeni yönlendirmek için (onun uğruna) var olan bir nevi yardımcı elemandır. Dünyamızın erkekleri, tamamen yanlış bir yoldalar. Asıl rolleri, kadınların yeni nesilleri geliştirmesine ve bu şekilde devamlılığı sağlamalarına yardımcı olmaktır.
Tek bir nesli doğru yetiştirmeyi başardığımızı hayal edin. Bence, erkekler bu işe karışmasalardı, kadınlar, çocukların doğru eğitilmesi için bir formül bulmakta gecikmezlerdi. Bugün yüz yüze olduğumuz ahlaki çöküşten eser göremezdik.
Kabalaya göre, dünya kadınların etrafında dönüyor. Malkut tabir edilen şey, dünyanın dişi bileşenidir. Zeir Anpin (Malkut’un erkek kısmı), sadece dişi kısıma yardımcı olmak, onu desteklemek ve onun arzularını yerine getirmek için mevcuttur.
Bizim dünyamız, manevi dünyaya zıt durumdadır. İnsanlar, birbirleriyle ve çevreleriyle, tamamen yanlış ilişkiler içerisindeler. Bu gördüğümüz dünya, tersine dönmüş bir dünyadır: aslında küçük çocuklardan farkı olmayan erkeklerin, dünyanın idaresini üzerine aldığı bir dünya. Dışından bakabilseydik, tamamen tersine dönmüş bir dünyamız olduğunu görebilirdik. Kabala ise, tamamen farklı bir dünya resmi çiziyor. Erkek bileşen, dişi kısım tarafından, yine dişi kısım uğruna, doğru davranmaya yönlendirilmelidir. İşte o zaman, dünya düzelmeye başlayacak.
Bu söylediklerim kulağa pek hoş gelmiyor ve mantıksız görünüyor olabilir. Ama Kabalistler bunu, hâkimiyet sahibi Üst sistemin (bugün, bu sisteme tamamen zıt durumdayız) ifşası sonucundaki edinimlerine dayanarak söylüyorlar. Yukarıdan aşağıya inen tüm emirler, özellikle kadınları dikkate alıyor. Fakat bizim dünyamızda her şey ters. Üst Dünyanın dişi egemen doğası, erkekler tarafından egoistçe çarpıtılarak, dünyamız erkek egemen hale getirilmiş durumdadır.
Yulia Kurysheva: Peki ama ne yapabiliriz ki? Büyük şehrin gerçeklerine göre yaşıyoruz. Kadınlar aktifler ve iş hayatları var. Evlerini temizleyen yardımcıları ve çocuklarına bakan dadılar var. Erkeklerin yardımı olmadan, gerçek rolümüze nasıl dönebiliriz ki?
Rav Michael Laitman, PhD: Evrimleşme sürecinde kadınlardan beklenen rol derken, Üst Dünyanın kanunlarıyla uyumlu gelişmeyi kastetmiştim. Bizim dünyamızda olan hiçbir şey tesadüfen ya da kazayla olmaz. Vuku bulan her şey, dünyamıza inen Üst Güçlerin eseridir. Eğer bir şey bize beklenmedik bir tesadüf gibi görünüyorsa, bu bizim algılayışımızdan ötürüdür. Sistemin tümünü, bütün etkileşimleri görebilseydik, durup dururken hiçbir şey olmadığını anlardık. Doğada böyle bir şey mümkün değildir. Aksine, her şeyin bir sebebi ve sonucu (etkisi) vardır.
Kadınların dünyamızdaki baskın rolü derken de, kadın-erkek arasında, her alanda uyumlu bir işbirliğinden bahsediyordum (doğada varolduğu şekliyle). Bir tarafın diğerini bastırmasından ya da ‘‘Ben bunu yapacağım, sen de şunu yapmak zorundasın’’ şeklinde bir meydan okumadan söz etmiyordum. Eşitlik meselesinin bir çeşit hastalığa dönüştüğü Amerika’da olduğu gibi olmamalı yani ilişkiler… Kadınların baskılandığı ülkelerde olduğu gibi de olmamalı… Kadınla erkek, uyumlu bir iletişim kurmalı. Bu da ancak, yeni bir neslin doğru eğitilmesiyle mümkün olabilir. Başka hiçbir yolu yok.
Kadınlar kendilerini hem işe hem de eve adamalılar. Tüm bireylerin, kendilerini keşfetmek ve gerçekleştirmek için tam bir özgürlüğe sahip olması gerekir. Tek fark davranışlarda olmalıdır. Benim üzerinde durduğum nokta bu. Kadının erkeğe yaklaşımı ve erkeğin de kadına karşı tutumu, doğanın düzenine uygun olmalıdır.
Aile ilişkilerine, çocuklarla ilişkilerimize, toplumsal ve milletler arası ilişkilere tekabül eden doğa kanunlarına aşina değiliz. Bu kanunlar mevcut ama bizler bunun farkında değiliz. Fiziksel, biyolojik kanunlar ve diğerleri; cansız, bitki ve hayvanların doğasını nasıl belirliyorsa, ‘‘insan’’ seviyesinde de (konuşan seviye) kanunlar var. Biz bunları bilmiyor, etkilerini göremiyor ve kendi kendimize başka kanunlar icat ediyoruz. Hâlbuki, mevcut kanunları keşfedebilsek, kadınla erkek arasında öyle uyum içinde bir ilişki gelişir ki, o zaman arayış içinde geçirdiğimiz zamana fazlasıyla değdiğini görürüz.
Yuliya Kurysheva: Evlilik ve aile mefhumlarının günümüze uygun olmadığı fikrine ne derece katılıyorsunuz? Şunu söylemeye çalışıyorum; bugün, ekonomik, sosyal ve ahlaki yönden bakacak olursak, aile kurmaya ve birlikte yaşamaya yöneltecek sebep bulamıyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Rav Michael Laitman, PhD: Kesinlikle haklısınız. Ama şunu unutmayalım ki toplumu bu hale getiren, ilişkileri ve yaşamı bu şekle sokan bizleriz. Doğal olan bu değil. Doğa, her zamanki halini koruyor. Bizler de, doğanın bizden talebini yerine getirmeli; çocuk sahibi olmalı ve onları yetiştirmeliyiz. Çocuklarımıza baktığımız gibi, ebeveynlerimizin ihtiyaçlarını da karşılamalıyız. Başka şekilde olmaz.
Doğanın düzenine aykırı yapay sistemler oluşturmuş olmamız bizim problemimizdir. Ailevi ve toplumsal yaşamımızı, doğadan örnek alarak yapılandırmış olsaydık, her şeyi tamamen başka şekillerde yapıyor olurduk… Aile kurmanın ve çocuk yetiştirmenin anlamsız olduğunu düşünüp, erkekle kadına yer değiştirmeye ya da bir takım yapay cinsel tatmin yöntemleri geliştirip, birbirimize ihtiyaç duymadan yaşamaya kalkışmazdık.
Binlerce yıldır büyüyen egoizmimizle başa çıkmak yerine, böyle yapay hazlar üretiyoruz. Egoizmin üstesinden gelmenin bir yolunu bulmak için uğraşmıyoruz. Ancak egoizmi bastırmaya çalışıyoruz ki içimizde patlayıp, birbirimizi çiğ çiğ yememize sebep olmasın. Egoizmi belli bir çerçevenin dışına taşırmamak adına; toplumsal kurallar, kanunlar vs. ile kendimizi kısıtlamaya uğraşıyoruz. Ama kendi egoizmimizi, kendi içimizi düzeltmek için hiçbir şey yapmadık. Ve böylece, bu hale geldik. Ailede, evlilikte ve çocuklarımızla ilişkilerimizde krize girdik. Her şeyden ama her şeyden kopmuş durumdayız.
İçinde bulunduğumuz durum çok çarpık ve bu kriz bizi eninde sonunda değişmeye zorlayacak. Doğanın, insanoğluna gizli kalmış ve Kabala yöntemiyle ifşa olan yönlerini keşfetmek zorunda olduğumuzu anlayacağız. Fiziksel, kimyasal ve diğer kanunları inceleyerek, onları kendi çıkarımıza kullanmanın yollarını öğreniyoruz. Aynı şekilde, ‘‘insan’’ seviyesine tekabül eden kanunları da gözler önüne serecek olursak (birbirimizle etkileşimimizi düzenleyen kanunlar) ve bu kanunlarla uyumlu hale gelecek şekilde kendimizi düzeltmeyi başarırsak, sonsuz mutluluğa erişebiliriz.
Bölüm 2
Yana Pavlidis: Erotizm ve cinsellik çok köklü bir değişim geçiriyor. Bu konuyu biraz daha ele alalım istiyoruz.
Yulia Kurysheva: Günümüzde, seks her yerde: televizyonda, magazinlerde vs… Ama derin bir içsel yakınlıktan tamamen uzak bir seks anlayışı mevcut. Son araştırmalara göre, kadınlar derin vajinal orgazma ulaşamamaktan şikâyet ediyorlar. Bu durumdaki kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Başka bir deyişle, kadın ve erkeği ilgilendiren önemli bir sorun var: erkekler alma, kadınlar ise teslimiyet konusunda problem yaşıyor. Roller karıştı ve evliliği ya da birlikte yaşamayı anlamlı kılacak ilişkiler yaşayamıyoruz. Tavsiyeniz nedir?
Rav Michael Laitman, PhD: Kadınla erkeğin ilişkisi hiçbir zaman doğru olmadı. Bize, geçmişteki ilişkiler doğruymuş gibi görünüyor ama gerçekte, insanlar sadece daha az egoist idiler. İhtiyaçları daha azdı. Sekse bakışları da günümüzde olduğu gibi değildi. Onlar için seks, kadın ile erkeğin belli bir yakınlık hissetmeleri için gerekli olan diğer şeyler gibi, normal bir iletişim aracıydı.
İnsanlar aynı odada yaşıyor olsalar bile, cinsel yakınlıkları yok ise, aralarında gerçek bir bağ yok demektir. Cinsel birliktelik, ailenin varlığı için zaruridir. Fakat bu bağ, doğru temeller üzerine kurulmalıdır. Amaç kesinlikle, tarafların birbirlerini egoistçe kullanmaları olmamalıdır. Egoist cinsellikte, bir an evvel cinsel arzularını tatmin etmek için uğraşan kişi; eşine, ondan başka hiçbir beklentisi yokmuş gibi davranır. Ona sırtını dönüp, kendi dünyasına, işine gücüne dalar, ta ki cinsel arzuları yeniden uyanana kadar… Bu şekilde bir ilişki ile eşler arasında doğru bir bağ kurulması mümkün değildir.
Kabalaya göre; kişinin, kendisine karşı, doğaya ve diğer insanlara karşı tavrının ıslahının (evrensel ıslah) gerçekleşebilmesi için, öncelikle aile içi davranışlarda ıslahın gerçekleşmesi gerekiyor. Yani, daha önce hiç tatmadığımız, ama doğada mevcut olan sevgiyi keşfetmemiz ve geri kazanmamız gerekiyor. Bu sevginin tanımı şöyle: senin ihtiyaçlarını, arzularını anlıyorum ve kendiminkilerin üzerinde tutuyorum… Sen de bana aynı şekilde yaklaşıyorsun ve bu şekilde varlığımızı sürdürüyoruz. Birbirimizle ilişkilerimizin böyle olduğunu ve cinselliğe yaklaşımımızın da bu şekilde olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Orgazmı, eşimle birlikte tadıyorum. O da benimle birlikte… İşte o zaman, gerçek seksin ne olduğunu anlayabiliriz!
Günümüzde, tek bir insan bile, bunun ne demek olduğunu anlayamaz. Çünkü hiç kimse; karşısındakini tamamlamaya, sadece ona zevk vermek için uğraşmaya ve bunu yaparken de eşiyle birlikte alacağı tarifi imkânsız olan, hatta dünyamızdaki en büyük zevk olan o duyguyu tatmaya yanaşmıyor. Kabala böyle söylüyor…
Yulia Kurysheva: Yani diyorsunuz ki, ailenin temeli manevi bağdır. Geri kalan her şey, sonra gelir. Doğru mu?
Rav Michael Laitman, PhD: Evet.
Yana Pavlidis: Güzel kadınlara yaklaşımınız nasıldır acaba?
Rav Michael Laitman, PhD: Bildiğiniz gibi, güzellik, içte ya da dışta olabilir. Ve insanlar uzun süre birlikte yaşadıklarında, dışsal görünüme dikkat etmez hale gelirler, birbirlerinin içini, özünü görmeye başlarlar. Hatta bu durumda, dış görünüşe odaklanmak zor hale gelir. Karşınızdaki insan, tüm özellikleriyle bir bütündür, onu ‘‘içten’’ gelen bir şekilde seversiniz. Bu durum, bir annenin çocuklarını ne olursa olsun güzel bulması gibidir. Çünkü anneler, çocuklarını her halleriyle severler.
Bir insanın dış görünüşü nasıl olursa olsun, içi güzel ise ve siz bunu keşfetmişseniz; o iç güzelliğe bağlanmış ve yakınlaşmışsanız, dış görünüş önemini tamamen yitirir. Kadınlarda gözlemlediğimiz durum budur: bir adamı seviyorlarsa, dış görünüşüne bakmazlar bile…
Erkekler ise bu konuda problemliler. Onlar için, bedenin görüntüsü, neredeyse her şeydir… Kadınlar için öyle değil; onlar erkeğin içsel niteliklerine bakarlar. Bir kadının içsel niteliklerinin, erkeğe kıyasla ne kadar zengin ve üstün olduğunu sırf bu özelliklerine bakarak bile anlayabiliriz. Kısacası, güzellik söz konusu olduğunda, bir erkek olarak dış güzelliği dikkate aldığım kesin. Ama bir insan olarak, dıştan güzel görünen bir vampire çekim duymam mümkün değil. Nazik kadınları çekici buluyorum.
Kabalada güzellik kavramı, genel anlamıyla, ‘‘iyilik’’ şeklinde ifade ediliyor. İyilik, güzellik ile eş anlamlı. Bir insan, egoizmini aştığında, diğerlerine karşı iyi olur. Ve iyiliği, etrafındakiler tarafından algılanır. Onun farkına varırsınız ve ona sevgi duymaya başlarsınız. Yakın olmak istersiniz… Güzel bir kadın gördüğünüzde yine bakarsınız, ama bir vitrin mankenine bakar gibi… Kabalaya göre, bu noktada, içsel temasa bir ihtiyaç doğuyor.
Erkeklerinizi, referans noktalarını biraz değiştirmeye yönlendirin. Bugün herkes, fazlasıyla dışsallığa odaklanmış durumdadır. İçsel kriz, size gerekli değişimi getirmede yardımcı olacaktır. Bizi, insanın içini görmeye, dikkatimizi öze vermeye zorlayacaktır.
Yana Pavlidis: Tüm dünya kadınları, özellikle de bir sürü güzel kadının bulunduğu Rusya’daki kadınlar, genç ve güzel görünmeleri gerektiği konusunda bir baskı hissediyorlar. İnsanlar, güzel ve şık görünmek için inanılmaz paralar harcıyorlar. Kendilerini güzelleştirmemizi bekleyen birçok müşterimiz var. Sizce, güzel olmaya ve şık görünmeye çalışmak kendini beğenmişlik midir?
Rav Michael Laitman, PhD: Hayır. Kendini beğenmişlik bambaşka bir şeydir. Sizin bahsettiğiniz şeyin, insanlara hükmetmek istemekle, ün peşinde koşmakla ya da benzer bir durumla alakası bile yok. Dişilerin güzel olmak istemesi, kökünü doğadan alan bir içgüdüdür. Bir kadın, ne koşulda olursa olsun, kendisine bakmalı ve çeki düzen vermelidir. En kötü koşul içinde bile, güzellik onun için önemlidir.
Bu durum kendi seçimi bile değil; doğa, onu bu şekilde davranmaya zorluyor. Bu sebeple, kadınları asla bunun için kınamamalıyız. Hatta ben işi daha da ilerletip, kadınlar için (ve tabi erkekler için de), kendine çeki düzen verme dersi bile koyardım… Hem de zorunlu ders olarak… İnsanlar, başkalarına hoş görünmeyi ve doğru iletişim kurmayı öğrenmeliler. Bu, başlı başına bir bilimdir. Ancak, maalesef günümüz eğitim sistemi bunu tamamen göz ardı ediyor.
Çekici olmayı istemenin kendini beğenmişlik olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Aksine, kadınlara, güzel olmaları için her türlü imkânın verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bir kadın, güzel olmayı, erkeklerin beğenisini kazanmak için değil, kendisi için ve diğer kadınlara hoş görünmek için istiyor. Yani, kesin bir yarış söz konusu burada. Bu doğal bir ihtiyaç ve toplumun da bu ihtiyacı karşılamaya yönelik bir şeyler yapması bile gerekir.
Hatta bence, kadınlara her ay, bakım için harcanmak üzere ekstra para verilmeli. Çünkü bu doğal ihtiyaçları… Kadınların böyle bir uygulamaya nasıl sevineceklerini, nasıl mutlu olacaklarını düşünsenize. Düşünüldüklerini gösteren bu küçücük işaret için topluma minnettar olurlardı.
Natalia Vetr: İnsanlar tanışıp, âşık olup evleniyorlar ve bir süre sonra, birbirlerine tamamen yabancı olduklarını fark ediyorlar. Kişi, nasıl doğru seçim yapabilir ve doğru karar verebilir? Gözlerini kapatıp, salt kalbinin sesini dinleyerek mi hareket etmeli? Yoksa evleneceği kişinin birlikte yaşayabileceği, aile kurup çocuk yetiştirebileceği biri olup olmadığına mı bakmalı? Nasıl doğru karar verebiliriz?
Michael Laitman, PhD: Bizler maalesef, doğru seçim yapmayı bilmiyoruz. Yetiştirilirken, ne evde ne de okulda, bunu bize öğretmiyorlar. Ebeveynlerimiz de doğru yetiştirilmedikleri için, onlar da bu konuda bir şey bilmiyorlar.
Ailelerin parçalanmasına bakıp da, neden okullarda aile konulu dersler okutmuyoruz ki? Ailenin ne olduğu, aile içi ilişkilerin nasıl olması gerektiği konusunda ve çocuk yetiştirme hakkında ciddi şekilde eğitim verirdik. Bu, kendi başına bir bilimdir… Üstelik aile olmadan varlığımızı sürdürmemiz de mümkün değil. Neler kaybettiğimize bir bakın! Bir insana, nasıl olsa unutacağı Newton kanunlarını öğretmek daha mı önemli? Aile içinde, çocuklarla ve yaşlılarla birlikte yaşamanın da kanunları var. Bence insan ilişkilerinin bilimi, en önemli bilim… Niçin bu konuya hiç kafa yormuyoruz? Bu davranışımızın ne kadar aptalca olduğunu görebiliyor musunuz? Ben anlatmakta zorlanıyorum.
Diyorsunuz ki: ‘‘İnsan, nasıl biriyle tanışıp, onunla yaşayabilip yaşayamayacağını anlayacak?’’ Geçmişte, egolarımız küçükken, böyle sorular sormuyorduk. İnsanlar ailelerinin bulduğu biriyle evlenirlerdi. Ya da kendileri bir eş bulurlardı. Ve konu kapanırdı. Bugün, insanlar on sene birlikte yaşadıktan sonra evleniyorlar ve evlenir evlenmez de birbirlerine daha fazla dayanamayacaklarını fark ediyorlar. Çok çelişkili bir durum! Sebebi de, egolarının, birbirlerine mecbur oldukları düşüncesine tahammül edemiyor olması.
İmza onları birbirlerine mecbur kılmasaydı, egoları; ‘‘İstediğim an terk edebilirim’’ düşüncesiyle, beraberliğe tahammül edebilirdi. Fakat ego, belli bir çerçeve ile sınırlandığı hissine kapıldığı an, tahammülsüzlük kendini gösteriyor. İşte bu sebeple, ilişkilerin düzelmesini sağlamanın tek yolu, en azından bir nesli doğru yetiştirmektir.
Eğer kişi, aile kurmanın kendisi için yararlı olduğunu görecek olursa, hiç problem yaşamadan, aile hayatı yaşamak isteyecektir. Bizler, zevk alma arzusundan ibaretiz. Bu arzu, bizim egoist doğamızdır. Ve birbirimizi hoşnut etmenin yolunu bilseydik, eşimizden ya da ailemizden ayrılmayı kesinlikle istemezdik. Tek yapmamız gereken, bunun nasıl yapılabileceğini öğrenmektir.
Natalia Vetr: Peki, eğer zaten bir seçim yaptıysak ve anlaşamıyorsak, bu durumda eşimizi değiştirmeli mi yoksa bir şekilde anlamaya ve anlaşmaya mı çalışmalıyız?
Rav Michael Laitman, PhD: İnsan genellikle, başkalarını bulabilirim ve belki de çok daha iyisini bulurum diye düşünüyor. Bence bu aşamada, kişinin yardım alması gerekiyor. İnsanlar bana sorduğunda, çok basit bir öğüt veriyorum: ‘‘Birlikte bir şeyler yapmaya başlayın. Birlikte yapabileceğiniz herhangi bir şey olabilir. Birlikte bir şeyler yapmaya başlarsanız; zorlukları aşıp, ortaya bir şeyler çıkarırken, birbirinizi keşfetme ve güçlü bağlar kurma şansınız olacaktır.’’
Yana Pavlidis: Bu sohbet için çok teşekkürler! Kadınlar ve erkekler, sorunlara birlikte çözüm getirmek için pek nadir bir araya geliyorlar. Bugünkü konuşmamızın bu açıdan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Umarım öyledir.
Rav Michael Laitman, PhD: Biliyorum ki, kadın ile erkek arasındaki problemlerin kökünden çözülmesi, bütün diğer problemlerin de çözümü olacaktır. Çünkü yaşamımızın temelini bu ilişki oluşturuyor.
‘‘Modern Dünyada Kadın’’ forumunu açıyor olmanıza gerçekten çok sevindim. Umarım bu forum ‘‘Günümüz Dünyasında Kadın’’ forumu olmaz (erkeklerin buna nasıl baktıklarını biliyorsunuz) ve kadını, yaşamın temeli olarak ele alırsınız. En önemli problemlerimizi ortadan kaldıracak yaklaşım budur. Ve gerçekten de, tüm sorunlarımızın doğru şekilde çözümüne olanak sağlayacaktır.
Kadının yaşam anlayışını benimseyip ve onu dinlemeye başlasak… Bu arada, Kabala her koşulda kadını dinlemeyi salık verir. Bir adam, karısını dinlemeli ve her zor durumda, ondan nasihat almalıdır. Çünkü biliyoruz ki, dünyamızda, kadınlar erkeklerden çok daha az hata yaparlar. Erkek her zaman hata yapar, fantezilerle dolu koca bir bebek gibidir. İşte bu yüzden, ‘‘Modern Dünyada Kadın’’, tüm sorunlarımızı çözecek.
Size bol şans ve başarılar diliyorum…
KADININ ROLÜ
Rav Laitman’ın bir kadın öğrenci ile konuşmasından…
(2008 Kongresi öncesi, İsrail)
Soru: Bu kongre öncesi dönemde, kadınlar umutsuz ve çaresiz hissediyorlar. Tüm kadınlar adına konuşamam tabi, ama çoğumuz; gemide fazlalıkmışız gibi ya da denizin ortasında, hızla hava kaybeden şişme bir botun içinde gibi hissediyoruz. Ve elimizden hiçbir şey gelemezmiş gibi…
Rav Laitman: Tek başınıza hiçbir şey yapamayacağınızı nihayet anladınız demek.
Soru: Bunu uzun zaman önce anladık. Ve sürekli olarak bu izlenim içindeyiz. Ama şimdi, kongre öncesinde, bu hissiyat iyice korkutucu olmaya başladı. Fırtınadan kaçmak için bindiğimiz bu botta, sorumluluğumuz çok büyük çünkü. Bizi, geminin tabanındaki delik korkutuyor. Hiç aklımızdan çıkmıyor. Sizi, erkek gurubu ile çalışırken görüyoruz. Çabalarını görüyoruz, ama bizim üzerimize düşenin ne olduğunu net olarak bilmiyoruz.
Rav Laitman: Gemide delik açmamaya çalışmalısınız ve bütün çabanız, erkekleri birlik kurmaya teşvik etmek için olmalı.
Soru: Son iki aydır, sürekli olarak kadınlardaki eksiklikten ve erkeklere baskı yapmamızın gerekliliğinden bahsediyorsunuz. Ama bunu nasıl yapacağımızı hiç söylemediniz!
Rav Laitman: Sizler, ailede kadının kocasını nasıl etkilediğini çok iyi bilirsiniz. İstediğiniz gibi yönlendirirsiniz erkeğinizi…
Soru: Peki, ama aile yaşamı ile kocamı manevi yönden etkilemek arasında bir benzerlik göremiyorum. Bağlantı kuramıyorum…
Rav Laitman: Manevi olarak etkilemekten bahsetmiyorum. Erkeklerinizi, çalışmaya ve size maneviyatı getirmeye zorlamalısınız. Mağara adamının, kadınını ve çocuklarını beslemek için avladığı mamutu getirmesi gibi!
Soru: Ama nasıl? Nasıl yapacağız bunu? Elimizi belimize koyup: ‘‘Nerde mamut? Nerde kaplan?’’ diyerek mi? Maneviyatı edinmeden eve gelme mi diyeceğiz?! Aile içinde her şey bellidir. Her kadın, içgüdüsel olarak bir yol bulup kocasını idare eder. Belki mağara kadınlarına kıyasla daha medeniyiz, ama neticede tamamen egoistiz. Her kadın kendi kocasını bir şekilde etkiler, peki gurupla iletişimimiz nasıl olacak? Gurubu nasıl etkileyeceğiz?
Rav Laitman: Bu kesinlikle doğru değil. Adam, karısının sözünü dinlemez ki… Karısının ondan maneviyat çalışmasını istemesi adamı etkilemez. Ancak bütün kadınlar bir araya gelip, erkekleri belli bir şekilde davranmaya zorlayabilirler.
Soru: Ama bir kadın gurubumuz yok ve siz her zaman kadınlardan bir gurup olamayacağını söylüyorsunuz. Bunu ezberledik artık. Mahsomdan önce kişinin özgür iradesi olamayacağı gerçeğini nasıl ezberlediysek, her birimizin yetenekleri ölçüsünde bir şeyler yaparak dağıtıma katılması gerektiğini de ezbere biliyoruz. Kongre öncesinde, bir kadın gayretini ne şekilde artırabilir?
Rav Laitman: Bunu zaten söyledim. Erkeklerden istemelisiniz. Mektuplar yazın ve onlardan ne beklediğinizi anlatın. Birçok kadın çoktan bunu yapmaya başladı bile.
Soru: Bu kadarı yeter mi? Hem ya kendimizi yazarak ifade etmekte zorlanıyorsak ne olacak? Bu bizim daha az eksiklik hissettiğimiz anlamına gelmez ki… Erkeklere her gün öğretiyorsunuz. Onlara, sürekli olarak birliğin önemini hatırlatarak amaca yönelmelerini öğütlüyorsunuz. Kadınlar arasında ne çeşit bir birlik olabilir? Son zamanlarda organize olmamız gerektiğinden de bahsettiniz. Bu tip bir organizasyon pratikte nasıl çalışmalı? Bir araya gelip çene çalmakla bir yere varamayız. Belki de siz bunu kastetmediniz bilmiyorum… Belki de daha çok manevi açıdan organize olmaktan bahsediyordunuz.
Erkekler guruptan enerji alıyorlar. Biz kadınlar nereden alacağız bu enerji ve motivasyonu? Her saniye aklımıza düşen acayip fikirlerden kurtulmaya çabalıyoruz. Bir kadın bunun için gerekli gücü nereden alacak? Kadınların aklı, erkeklere kıyasla çok daha fazla dünyevi konularla meşgul. Çocuklarına en iyi şekilde nasıl bakabileceğini, bozuk buzdolabını, hasta arkadaşını ve hatta kıyafetler ve makyaj gibi anlamsız şeyleri düşünüyor sürekli… ve bir de bakıyor ki kendisi bir yerde, amaç bir yerde! Beynimizi yıkayarak bizi doğru yöne iletecek koordinatörü (erkeklerin gurubunda olduğu gibi) nerede bulacağız?
Rav Laitman: Sizin bütün bu sorularınız tam olarak, erkekleri maneviyatı edinme ihtiyacına getirecek olan arzunun ürünü. Onları daha ciddi olmaya zorlayacak olan arzu bu işte… Sizin gurup olarak meydana getirdiğiniz bu arzu, erkek gurubunu etkileyecek ve uyandıracaktır. Maneviyat arzusu söz konusu olduğunda hepimiz birbirimizi tamamlamak durumundayız. Erkekler kadınların desteğine açık olmalı ve onların istek ve ihtiyaçlarını ciddiye almalılar. Kadınlar ise erkekleri birlik olmaya (Arvut’a) teşvik edecek arzuyu artırmak için daha neler yapabileceklerini düşünmeliler. Bir mektup yazın mesela… Dünyanın dişi kısmından erkek kısmına bir mektup… Havva’dan, Adem’e hitaben yazılmış bir mektup!
Kadın ve Maneviyat
Dr. Micheal Laitman
Dünyamızda, kadınların erkeklerden daha çok acı çektiğini görüyoruz. Bu bir sır değildir. Bir kraliçe de olsa, Afrika’da bir kabileye de mensup olsa, kadın hayatından memnun değil. Mutlaka bir çeşit zorlukla boğuşuyor; bir bağımlılık duygusu içinde ve hiçbir şeyle tatmin olamıyor. Sevginin sıcaklığını arıyor, sempati ve destek bekliyor. Bu, kadının manevi doğasının bir parçasıdır. Dünyanın düzeninin bir sonucu değil bu… Maneviyatla ilgili bir durum ve ancak da manevi yoldan düzeltilebilir. Kadındaki eksiklik hissi, manevi edinim haricinde hiçbir yolla asla giderilemez.
Manevi edinimin eksikliğini, kadınların, erkeklere oranla çok daha yoğun hissettikleri hayli bariz bir şekilde görülebiliyor dünyamızda… Rabaş bile bir erkeğin, sadece bir kadına bakmakla zevk alabildiğini söylerdi. Hangi kadın, bir erkeğe bakmaktan zevk alır ki? Erkek için bir sürü zevk kaynağı var: futbol, kadınlar, bira, TV ve her çeşit macera… Kadının bu tip zevkleri yok. O, kendisini bağımlı hissediyor. Ve müthiş bir eksiklik duyuyor.
Peki, dünyamız neden bu şekilde yapılandırıldı? Kabalanın açıklaması şöyle: manevi dünyada, kadındaki eksiklik duygusu her şeyden önce gelir. Kadın eksikliklerini doğru şekilde erkeğe iletmelidir. Bu şekilde erkeği doğru amaca yönlendiren kadındır.
Bunu, annemizde ve eşimizde görebiliriz. Kadın kocasını Işık’a yönelmeye, Yukarıdan Işık’ı çekmeye ve ona getirmeye mecbur kılmalıdır. Böyle bir kadın için, kocasının başının tacı derler. Kadına başka şekilde bakmamalıyız.
Kısacası, anlasak da anlamasak da (ki ne erkeklerin ne de kadınların bunu anladığını söyleyemem), bizim işimiz Kabalistlerin tavsiyelerine odaklanmaktır. Bu şekilde, gözlerimiz bir miktar açılacak ve belli bir anlayış edineceğiz. İşte o zaman, Yaratan’ın kadına verdiği büyük eksikliğin, tatminsizliğin, güven, destek, sevgi ve yakınlığa duydukları ihtiyacın, bize verilmiş en güzel nimet olduğunu görmeye başlayacağız. Ve tüm bu eksikliklerin, doğru hedefe ulaşmak amacıyla bir araya getirilip kullanılması gerektiğini anlayacağız. Bu yaklaşımla çekeceğimiz Işık’ın, kadının duyduğu tüm eksikliği doldurduğunu göreceğiz.
Asıl en ilginç kısmı ne biliyor musunuz? Anlattıklarımın ne kadarı anlaşıldı bilmiyorum ama yine de söyleyeceğim; kadın erkeği hedefe yöneltmek ve Kabalanın tüm dünyaya dağıtımında yer almak suretiyle, erkeklere bağlı kalmadan ilerleme kaydediyor.
Baal HaSulam bu durumu Ohr HaBahir isimli kitabında açıklıyor. Kitapta sözü geçen bir kavram var; ‘‘Zeir Anpin’de ilk kadının yok olup gitmesi’’ diye… Bu çok ilginç bir kavram ve sonuçlarını her aşamada görmek mümkün… Yani eğer kadın üzerine düşeni yaparsa, manevi ediniminde erkeğe bağımlı değil. Kadın eksikliğini ortaya koyarak erkeği kökü olan seviyeye yükselmeye mecbur eder; onunla birlikte manen yükselir fakat erkek bu seviyeden düştüğünde, kadın düşmez. Kadın, erkeğine ve çalışmasına bağlı olarak kazandığı edinimi korur ve edindiği seviyeden düşmeden yoluna devam eder. Erkekler bir yükselir bir düşer ve bu böyle devam eder. Kadın da böyle gelgitler kolay kolay görülmez.
Yine de, kadın ve erkek iç içe olduğundan, bu durumdan sapmalar olabilir arada… Hem erkek hem de kadın diğer cinse ait kısımlar barındırırlar. Ancak erkekte, kadında görülen istikrar görülmez. Erkeğin çok keskin iniş çıkışları, çok büyük zayıflıkları vardır ve kolayca çaresizliğe kapılır. Kadınlar da aynı duyguları yaşarlar, ama edindikleri dereceyi kaybetmezler. Bu, çok ama çok önemli bir şey!
Dolayısıyla, hem bu dünyada hem de manevi âlemde, kadın çok daha fazla acı çeker, ama bir o kadar da dengeli, durağan ve kararlıdır. Bu halinin çocuk doğurması ve büyütmesiyle bir ilgisi yok. Tamamen her edinimini koruyor olması ile ilgilidir. Erkek için ise yarın olacaklar bugünden çok daha kötü olabilir.
Dünyamızda da kadınların erkeklerden çok daha olgun olduğunu görüyoruz. Erkekler ise, çocuk gibiler. Son günlerine kadar kendilerini oyalayacak çeşitli oyun ve oyuncaklar bulabilirler. Kadınlar hayatın ciddi tarafıyla ilgilenirler. Maneviyatta da daha ciddidirler, çünkü bütün edinimlerini içlerinde korur ve bir arada barındırırlar.
(Bir TV programından alıntıdır, 17 Aralık 2007)